Kelime tanımını bul

Vikipedi
Doğubayazıt

Eskiden bir il ve şu an ilçe olan Doğubayazıt, Anadolu'nun doğusunda, Avrupa E-yolu E80 transit yolu üzerinde kurulmuştur. Ağrı'ya bağlı ve Merkez ilçenin 93 km doğusunda, İran 25 km uzaklıktadır. İlçe toprakları genellikle engebeli ve yüksektir. İlçe merkezi düzlükte kurulmuştur. Ağrı'nın en eski, tarihi ve gelişmiş ilçesidir. Kendi adını taşıyan ovanın güney doğusunda kurulmuştur.

Tarihçe[ değiştir]

Ağrı’nın tarihine ilişkin olarak “Ağrı’nın tarihi” diye anlatılanlar aslında uzun süre il merkezi durumunda olan Doğubayazıt tarihidir. Doğubayazıt’ın İran sınırında Türkiye – İran transit yolunun geçiş noktasında bulunması, tarihi bakımdan buranın önemini artırmıştır. İlçe zengin bir tarihe sahiptir. Eski Bayazıt’ta ve kalede Urartu mezarlarının oluşu, şehrin tarihini çok eskilere dayandırmaktadır. Doğubayazıt’ın ilk kurulduğu yer, Yukarı Bayazıt’taki eski kaledir. Kale Trabzon yolu güzergahında bir gümrük merkezi olarak sürekli gelişimi sağlamıştır. Bayazıt kalesi her devirden izler taşır. Urartular Van’dan Alagöz dağlarına, Gökçe Göl’e kadar uzandığı için Bayazıt, uzun süre onların egemenliğinde kaldı. 625 yılında Aras kıyılarına gelen Hazar Türkleri tarafından zapt edildi.


Moğollar ve onların birer kolu olan İlhanlılar ve Celaliler uzun süre buraları otlak ve yayla olarak kullandılar, ordularını beslediler. Moğollular’dan Orgun Han Aladağ’da bir saray yaptırdı. Daryunk hisarı yani Bayazıt eski kalesi yıkılmış olduğundan, yukarı Aras bölgesine egemen olarak Anı Valisi olan Celali Şehzade Bayazıt Han 1374’de Ahlat ve Van bölgesinden gelerek Aras boyuna saldıran Karakoyunlu hükümdarı Bayram Hoca (1366-1380) ordusuna karşı şimdiki Bayazıt Kalesi yerine bir kale yaptırdığından o tarihten sonra buraya Bayazıt Kalesi denildi. İşte şehrin adının Celali Oğulları’ndan bu şehzade Bayazıt’tan geldiği sanılmaktadır. Bayazıt sonradan Esinoğulları’na 1368 ve 1382’de Karakoyunlu, 1386 Timur idaresine, 1406’da tekrar Karakoyunlular’ın eline geçti. 1469-1502 arasında Akkoyunlular’a bağlandı. Şaruz savaşından Akkoyunlular’ı yenen Safeviler, bölgedeki etkinliklerini genişletip, (1502-1576) 76 yıl kadar burayı yönettiler.

Yavuz Sultan Selim Çaldıran’a, Kanuni Sultan Süleyman Tebriz’e, IV. Murat İran’a giderken Bayazıt’tan geçmiştirler. Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı Ordusu Çaldıran’a girerken 20 Ağustos 1514’de Bayazıt Ovası'nın kuzeyindeki Sarısu boyunda Danasazı (Şahlı Gölü) yanında konakladığından Bayazıt Kalesi halkı padişaha bağlılığını bildirdi. Çaldıran savaşından sonra tekrar Osmanlı yönetimine geçen Bayazıt, zamanla İran baskısına uğradı. Yine Osmanlı ordusu Doğu seferine çıktığında (20 Haziran 1543) Bingöl’de konaklayan Baş Vezir (Sadrazam) Damat İbrahim Paşa’ya kale anahtarını getiren Sünniliğe bağlı yerliler arasında Bayazıtlılar da vardı. Kanuni Sultan Süleyman devrinde Eleşkirt ile birlikte Bayazıt 1578’de Van Beylerbeyliği Sancak Beyleri tarafından fethedilerek, bir sancak halinde Van’a bağlandı. Bayazıt Van beylerbeyliğine bağlı 14 sancak merkezinden biri idi. 1744 yılından sonra Silvan (Farkin) bölgesinden kara-Behlül Bey’in başçılık ettiği Bısyan, Sıpkan, Zilan boy ve oymakları buralara yerleştiler.

Silvanlı Kara Behlül ile soyundan gelenler Bayazıt’ta “Ocaklık” yolu ile sancak beyi oldular. 1590 yıllarında buraların boşalan köylerini şenlendirdiler. 1744’de Avşarlı Nadir Şah’ın saldırısında dağıldılar. Bu dağılmadan sonra sancak beyleri merkezden atanmaya başlanmıştır. Bunların en ünlüsü İshak Paşa'dır. İshak Paşa 1776-1798 yılları arasında Bayazıt’ta sancak beyi beyliği yapmıştır. İshak Paşa şehrin doğusundaki bir tepeyi yontma taş ile çevirterek içerisindeki İshak Paşa Camii, Saray, Hamam, Külliye medresesi ve diğer bölümleri gibi Anadolu’nun son şaheserini mimarlara yaptırmıştır.

1805’de I. Napolyon tarafından elçi olarak İran’a gönderilen Amedee Jaurbert sarayda aylarca hapis tutulmuştur. Bayazıt sınırında ve Asya’yı Anadolu’ya buraları da Avrupa’ya bağlayan geçit üzerinde olduğundan birçok kavimin akımına uğramıştır. 15. – 18. yüzyıllarda İranlılar, 1828, 1854, 1856, 1877 – 1878 ve 1818 – 1814’de Rusların işgaline uğramıştır.

Daha önce olduğu gibi 1821 – 1822 yıllarında son İran Kaçarlı akınları Bayazıt’ta çok can ve mal kaybına yol açtı. Ruslar ilk olarak 1856 Paris Anlaşması'na göre geri döndüler. 1877-1878 Osmanlı – Rus harbinde 25 Ekim 1877’de Alacadağ bozgunu üzerine Osmanlı ordusu Erzurum’u korumak üzere toplanınca, aynı ayın sonunda Ruslar Bayazıt'ı ele geçirdiler. 30 Mart 1878 Yeşil Köy anlaşması ile Bayazıt Rusya’ya bırakılmışsa da Berlin Antlaşması ile (13 Temmuz 1878) Osmanlı'ya verilmiştir. 1877 – 1878 harbi sonunda Ruslar çekilirken, Van’dan gelen Ermeniler’e buradakileri de katıp birlikte götürmüş, Gökçegöl’ün batısında yeni kurulan şehre Navo Bayazıt (Yeni Bayazıt) adını vererek oraya yerleştirilmişlerdir. Ermeniler çekilince Van’dan gelen Alay Komutanı Miralay Hüseyin Hüsni Efendi, Bayazıt'ı teslim aldı. Mutasarrıflığa Kettühdağ oğlu Abdulvahap Efendi tayin edildi. Daha sonra İstanbul’dan tayin edilen Adil Giray Mutasarrıf oldu. Cumhuriyet ilanından sonra mutasarrıflıklar Valiliğe dönüştürüldüğünden mutasarrıf Kamil Bey ilk Vali olarak atandı. Iğdır ve Tuzluca Bayazıt’a bağlandı. 1927 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Vilayet merkezi Karaköse’ye alınınca Vali Ziya Tekeli Karaköse’ye, Karaköse Kaymakamı Yusuf Ziya Bey’de Bayazıt’a atandı. 1934 yılında Iğdır ve Tuzluca buradan alınarak Kars’a bağlandı. Aynı yıl ilçenin adı Doğubayazıt olarak değiştirildi.

Coğrafi Yapı[ değiştir]

Doğusunda İran, güneyinde İran ve Van ( Muradiye- Çaldıran), batısında Diyadin ve Taşlıçay, kuzeyinde Tuzluca, Iğdır ve Aralık vardır. Düşman işgalinden kurtuluş günü 14 Nisan'dır.

İlçe toprakları ovadan ve volkanik kütlelerden meydana gelmiştir. Büyük Ağrı Dağı (5,137 m) Küçük Ağrı Dağı (3,896 m) Kale tepe (3,196 m) Arı dağı (2,934 m) Tendürek Dağı (3,533 m) ve Göller tepe (2,643 m) Doğubayazıt dağlarının en önemli yükseltileridir. Dağların yüksek kesimleri ve etekleri geniş yayla alanlarıdır.

Doğubayazıt ovası ve bu ovanın birer uzantısı olan Sarısu vadisi, Masun ve Sürbahan çıkıntıları ilçenin düzlüklerini oluşturur. Bunların etrafı yüksek dağlarla çevrilidir. Buralarda tarım ve tarla ziraatı yapılır, uygun yerlerde sebze ve meyve yetiştirilir. Bazı yerlerde iki kez biçilen çayırların otları kışa saklanır.

Yer yer kaya ve parazit tepelerin göründüğü ovanın bir kısmı çoraktır, yamaçlarda ve ovada erozyon fazla olmuştur. Ağrı dağı eteklerinde çalılık varsa da, ilçede ağaçlık alan ve orman yoktur. Şehir merkezi ve köyler ağaç yönünden fakirdir. Ağrı dağının eteğindeki geniş bataklıklarda bol kamış yetişir.

Doğubayazıt Iğdır gibi, Doğu Anadolu’nun iklim adacığıdır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve az kar yağışlıdır. Yağmur mevsimi ilkbahar ve sonbahardır. Toprak yapısı ve akarsu havzası farklı bir yapıya sahiptir.

Doğubayazıt, Ağrı’nın doğu ucunda olduğundan, Türkiye- İran transit yolunun (E-80) en son durak yeridir. İlçe merkezi, Ağrı’ya 95 km, gümrük kapısı olan Gürbulak’a 35 km uzaklıktadır. İlçeye bağlı köy ve köy altı yerleşim birimlerine yol yapılmıştır. Büyük şehirlere sefer yapan Ağrı ve Doğubayazıt otobüs firmalarının ilk hareket ve son durakları Doğubayazıt’tır. Gürbulak’tan başlayan otoyol yapımı Doğubayazıt’a kadar gelmiştir.

İlçenin ekonomisi, hayvancılığa, sınır ticaretine, ticarete ve tarıma bağlıdır. Son yıllarda sınar ticareti ve yabancı mal ticareti geliştiği için şehir sürekli büyüyüp gelişmekte, buna bağlı olarak, konut, işyeri, otel, eğlence yerleri, ticari eşya ve petrol taşımacılığı artmaktadır.

İlçede 4 adedi Turizm Bakanlığından belgeli olmak üzere 18 otel olup, toplam yatak sayısı 1500 dür.

Fazla verimli olmayan Doğubayazıt ovasının müsait yerlerinde buğday, arpa, yem bitkileri ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. Tarım, ihtiyacı karşılamak için yapılır. Hayvancılık yaygındır.

Doğubayazıt’ta Gürbulak gümrüğü sebebiyle iç ve dış ticaret; İshak Paşa Sarayı, Beyazıt Kalesi, Ağrı Dağı ve gümrük kapısı yüzünden’ de iç ve dış turizm çok canlıdır. Şehir merkezinde dünyanın değişik yerlerinden getirilmiş çeşitli eşyaların satıldığı pasaj ve ticaret yerleri çoğalmaktadır. Köylerde özellikle Bardaklı ve Karabulak köylerinde halı ve kilim dokumacılığı gelişmiştir. İlçede mülkiyeti İl özel idareye ait bir yem fabrikası, 1992 yılında faaliyete geçen yüz iş yeri olan küçük sanayi sitesi vardır. MTA. Tarafından ilçede ponza rezervi bulunmuştur.

Büyük Ağrı dağına 15 km yakında, Türkiye- İran transit yolu üzerinde kurulan şehir, nüfus yönünden Ağrı'nın gelişmiş birinci ilçesidir. Bunun başlıca sebepleri; sınırda oluşu, Gürbulak gümrük kapısına yakınlığı sonucu iş ve ticaretin gelişmesi, iklimin ılıman oluşu ve hızlı nüfus artışıdır.